29 Mayıs 2013 Çarşamba

BABA YARIM CEMAL AMCAM...

Telefonun ucundaki sesle 20 yaşıma döndüm dün gece yeniden.
Yıl 1985, yeni evliyim, aylardan Şubat, bir aceleyle evlendim bu rötasyon nedeniyle, nişan günü kur'a çekildi, Kahramanmaraş gurbetim! İstanbul'a tayinimizi çabuk yaptırırız düşüncesiyle eşya bile almadık, evimiz kahveden alınma bir sandalye, eskiciden alınmış bir somya, yer yatağı ve televizyondan ibaret. Aaa birde açılır-kapanır küçük bir masa.
Karşımda ev sahibimiz Cemal Amca, astsubay emeklisi, gurbeti bildiğinden benim ürkekliğimi, yalnızlığımı, aileme özlemimi öyle iyi anlıyor ki; yeni tanışmış olsakta gözleri bana sorguda "İyimisin kızım?". Cevap veremiyorum, bende anlayamıyorum ki iyimiyim, kötümü. Evlendim mutluyum, gurbette çok yalnızım mutsuzum. Eşimin merkezden köye çıkıyor tayini, tüm günü dört duvar arasında, her türlü kıpırtı sesini dinleyerek geçiriyorum. "Annem ne yapıyor şimdi acaba?".
Cemal Amca'nın eşi, kızları ve diğer komşularım geliyor hoşgeldine. Oturtmaya yer bulmakta zorlanıyorum. "Düğün resimlerini görelim" diyorlar, resimler yok!!! Bir hafta sonra ulaşıyor elimize resimler, soluğu üst katta, Cemal Amcalarda alıyorum. Hemen itiraf ediyorlar, "Bizde hoca kızı kaçırdı demiştik :)".
O günden sonra günlerim üst katta geçiyor, daha gözümü açar açmaz kapıda beliriyorlar "Hadi kahvaltı hazır, yalnız başına, soğukta üşüme evde". Utanıyorum, her gün her gün böyle gidilirmi? Annem duysa çok kızar. Ama ben olmaz işim var dedikçe, yanımda bekliyorlar işlerim bitsin diye.
Günler günleri, haftalar haftaları, aylar ayları kovalıyor. Yeni bir ailem daha var artık. Tek çocuk değilim ki ben, 5 kardeş oluverdik birden, üç aşağı, beş yukarı yaşıt. Cemal Amcanın gözü hep üzerimde, evdekiler tembihli "Bu kız yalnız kalmayacak". İlk bebeğime hamileyim "Maraş çocuğu geliyor, ilerde ordan hatıra". İstanbul'a geliyorum doğum için, 1986 Ocak! Hayatın acımasızlığını ilk öğrendiğim tarih...Doğumda oğlumu kaybediyorum. Kollarım boş dönüyorum ikinci aileme. Gözler buğulu bana belli edilmek istenmesede, sarıp-sarmalıyorlar gene beni. Annemden, babamdan uzaklık hariç mutluyum onlarla, hem de çok mutlu. Eşim alışamadı, sevemedi gurbeti. O söylendikçe üzülüyorum, "Karşımıza iyi insalar çıktı, yapma böyle".
Yaz tatillerinde İstanbul'dayken bile özlüyorum onları, fırsat buldukça telefona sarılıyorum. Acılarımız, mutluluklarımız hep ortak. Evlenenler, bebeği olanlar, ailemiz gün gün büyüyor.
1987 yılı Eylül'ünde İstanbul'da işe başlayacağım, bir ailemde mutluluk, diğerinde matem var. "Gitmeyin, doldurun şu beş yılınızı burda, toparlanırsınızda hem, burda da iş buluruz" diyorlar, kabul etmemizi dileyerek. Olmuyor...
Yüreğimin yarısını orda bırakıp, göz yaşları ile ayrılıyoruz oradan, ailemden, Cemal Amcamdan...
Aradan geçen 23 yıl bağlılığımızdan hiç bir şeyi eksiltemedi, bunca yılda bir defacık görüşebilsek bile onlar benim ikinci ailem. En zor zamanlarımda telefonun ucunda oldular, "Gelin, size ihtiyacım var" dememi bekleyerek ve gelmeye hazır olarak.
Dün gece kızının sesini duydu, sordu gene tüm sıcaklığı, babalığı ile " İyimisin kızım?"
"İyiyim... İyiyim babacığım"


20/11/2007



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Translate

Google+ Badge

Google+ Followers