29 Mayıs 2013 Çarşamba

BİZ KİMDEN KAÇIYORDUK ANNE? - PERİHAN MAĞDEN

Kendi ailesinden sevginin en küçük kırıntısını bile tadamamış bir anne ile uğruna hayata asıldığı küçük kızı, Bambi' sinin kaçış öyküsü.

Annenin yavrusunu kötülerden-kötülüklerden, sevgisizlik ve hoşgörüsüzlükten korumaya çalışırken, geçmişinden, peşindekilerden kaçışında, otel odalarında sürüklenen kayıp yaşamları.

Minicik yüreğin, annesini üzmemek adına kendinden verdikleri.

Sevgisizliğin iki suçsuz insana yaşattığı acı gerçekler ve gelinen nokta...

Bazı şeyler hepimize uzaktan ne hoş gözükür, değil mi?

Yada bildiğimizi sanıp, aslında hiçbir şeyi bilmeden başkaları hakkında ne çabuk yargılara varırız?
O yığınla dört duvar arasında, aldatmaca dolu nice hayatlar olduğu gerçeği!

Kitabı okurken, günümüzde artan boşanmaların çocuklar üzerindeki etkisini, sevgi adına kararın doğruluğunu-yanlışlığını da sorguladım sıkça.

Onların hem anne, hem baba sevgisine ihtiyacı olduğu gerçekliğini atlamadan.
Aile bütünlüğünün korunduğu düşünülen bir çok evde, soğuk savaşların yaşandığı, paylaşım olmadan sadece ortak alanların kullanıldığı, sevgiye aç, ürken, korkan çocukların olduğu da inkar edilemez. Hatta bazen yük olarak görüldükleri, sorumluluklarından kaçıldığı, "Eve gidip, geliyoruz, büyüyorlar işte, daha ne?" diye düşünüldüğü de.

Buna karşı; ayrılmış eşlerin kendi aralarındaki sorunları, çocuklarının sevgisinden soyutlayıp, ayrı mekan, ayrı zamanlarda da olsa doyasıya yaşatabildikleri.

Önemli olanın her an yanyana olmak değil, paylaşımın gerçekleştiği zamanın çok olabilmesi.

Sonuç mu?

Sevmenin, değer vermenin, hissettirmenin; şartları, şekli, mekanı olmadığı!

Kimi minicik, kimi boyumuzca olan çocuklarımızı sımsıkı kucaklayalım, bizim için önemli, özel olduklarını, yaşama tutunma nedenimiz olduklarını hissettirelim.

Ruhlarını, ana damarlarından sevgimizle besleyelim.

Onlar için en büyük hediye SEVİLDİKLERİNİ bilmektir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Translate

Google+ Badge

Google+ Followers